AŞKA YANMALI.. CAN DEDİĞİN..YA CANAN OLMALI; YA DA CANINI ALMALI, YAR DİYEMEZSİN Kİ HERKESE; İÇİNDEKİ YARAN OLMALI HERKESİN DE BİR YÜREĞİ VARDIR AMMA YÜREK DEDİĞİN BİR BAŞKA YANMALI!.. BESMELE İLE BAŞLAYABİLECEĞİMİZ HAYIRLI PAYLAŞIMLAR İÇİN BURADAYIM.

BURALARDA OLANLAR....

15/8/2008 · Kategori: tebessum

FİKİRLERİNİZİ İFADE SADEDİNDE BIRAKACAĞINIZ HER YORUM BİR GÜL'dür... BİR GÜL UZATMADAN GEÇMESENİZ..... Gül Vurgunları


CUMANIZ   MÜBAREK OLSUN..
 
 ARKADAŞ  LİSTEMDE  BULUNAN 
BLOG KULLANICILARININ İSİMLERİ
 ŞUANDAN İTİBAREN LİSTEMDE YER ALMAMAKTADIR..
HER HANGİ BİR KASIT VE  İÇLERİNDEN BİRİNE BİR KIRGINLIK YOKTUR
.

BU GÜNDEN İTİBAREN KENDİSİNİ HATIRLAMAMI İSTEYEN
KENDİ SAYFASINI ZİYARET ETMEMİ İSTEYEN
KENDİSİNİ UNUTTURMAK İSTEMEYEN
BENİ ZİYARETLERİ İLE ONURLANDIRACAK OLANLAR
BENİ UNUTMAMIŞ OLANLAR
İSİMLERİNİ ARKADAŞ LİSTEMDE   GÖRMEK İSTEYENLER
VE  LİSTEMDE İSİMLERİNİN OLMADIĞINI FARKEDEBİLENLER
BUYURUN....TEKRAR BİZZAT KENDİNİZ  İSİMLERİNİZİ LİSTEME EKLEYİN
OLMAZ MI?!..........
BAKALIM....İLK KİM EKLETECEK KENDİNİ?
İLK KİM FARKEDECEK YOKLUĞUNU?
İLK DUYARLILIK KİME AİT OLACAK?
BEKLİYORUM...

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

10/6/2008 · Kategori: tebessum

Fikirleriniz benim için değerlidir.YORUMlarınızı bekliyorum. Gül Vurgunları

BEN ÇOK ŞÜKÜR Kİ AKŞEHİRLİYİM....!

AKŞEHİR KONYA İLİNE BAĞLI BİR İLÇE OLSA DA...ÇOK ŞÜKÜR Kİ KONYALI DEĞİLİM!

AKŞEHİR; İNSANLARIYLA,  ESNAFIYLA, İŞ VE İŞVEREN DAYANIŞMASIYLA,

HALKININ MİSAFİRPERVERLİĞİYLE,

İŞVERENLERİN İŞÇİNİN HAKKINI KORUMASIYLA,

DEĞİŞİKLİKLERE AÇIK OLMASIYLA,

SÖZÜNÜ TUTAN İNSANLARININ VARLIĞININ ÇOKLUĞUYLA,

REKABETE RAĞMEN ESNAF DAYANIŞMASIYLA,

YALANSIZ İŞ YAPANLARININ ,

YALANSIZ ARKADIŞLIKLARIN,

ÇIKARSIZ KOMŞULUKLARIN VAR OLMASIYLA

KÜÇÜK AMA ŞİRİN VE BENCE GÜZEL BİR İLÇE...

VE SIKILSAM DA ZAMAN ZAMAN

İYİ Kİ BURADA YAŞIYORUM VE

İYİ Kİ AKŞEHİRLİYİM....KONYALILARI GÖRDÜKTEN SONRA!!!!

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

gülümseyelim....

12/5/2008 · Kategori: tebessum

Fikirleriniz benim için değerlidir.YORUMlarınızı bekliyorum. Gül Vurgunları

 

::.. Gülümse::..


 
'Ödül

Günün birinde yeni bir işyeri açmaya kalkarsam,
benimle çalışan herkes önce gülümsemeyi bilenlerin arasından seçilecek. Ve sonra onlar problemlerin üzerinden gülümseyerek atlamayı öğrenecekler. Bütün kapıların üzerinde notlar olacak,kocaman: "GÜLÜMSE"

***************************************
Güleryüzlü insanlar işsiz kalmaz, aşksız kalmaz.
Güleryüzlü insanlar eşsiz kalmaz, arkadaşsız kalmaz.
Gülümse gülüm. Dikenlerin elbette var ve olmalı.
Ama gül isen önce gülen yüzünü göster.

***************************************
 
Önce, rahat olmayı dene. Ben, bir karış mesafeden, gözbebeklerinde kendi mimiklerimi ve tebessümümü görerek,
bu tonda konuşuyorsam seninle; Gülümsemeni beklemeye hakkım var, değil mi? Kendini iyi hisset.
Ve gülümse.....

********************************
Gülümseyen insanlarla mı yoksa
gülümsemeyen insanlarla mı vaktini geçirmek isterdin? İşyerinde, verimin yükselir miydi? yüzüne baktığın herkes gülümsüyor olsaydı? Ve sokaktaki problemler insanlar gülümsediğinde mi
gülümsemediğinde mi daha kolay çözüme ulaşırdı? Kendini iyi hisset.
Ve gülümse....
Gülümsediğinde kendini daha da iyi hissedeceksin.

********************************
Sen "farkını" göstermek istiyorsan sıradan insanlardan; gülümsemen yeter! . Gücün, düşünme şeklin ve olumlu yapın
gözükecek gülümserken yüzünde. İnsanların içi yüzlerinden okunur. Ve içine göre değil, yüzüne göre davranılır sana! Farkını göster, herkes somurturken: "Kar hepimizin başına yağıyor ama ben gülümseyebiliyorum."

 

Çevrende güleryüzlü birini görsen sen de ona tebessüm ederdin değil mi? Elbette. Bunu, çevrendeki birine sormuştum! Onun "elbette" deyişini duydun mu? İnsanlar hazır aslında gülümsemeye, kucaklaşmaya; bir kıvılcım bekliyorlar. Ama herkes bekliyor!

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

bir günaydın mesajı....

12/5/2008 · Kategori: tebessum

Fikirleriniz benim için değerlidir.YORUMlarınızı bekliyorum. Gül Vurgunları

 

CAN DOSTUM...YAN KOMŞUM...ARKADAŞIM...

SERCAN (BUHURCU) YILDIZ 'dan aldığım vefa dolu bu güzel sabah mesajını

sizlerle paylaşmak istedim.

benden de tüm arkadaşlara günaydııııııınnn....

 

yaşamak özlemsiz, özlem sevgisiz ,sevgi sensiz olmaz .unutma ki sevmek daima beraber olmak değil ,sensizken bile seninle olabilmektir. bugün yanında değilim belki özlemim sevgim hep seninle seni seviyorum...

 

günaydın güzel kız

 

günün aydın olsun yüzünden gülümseme eksik olmasın mutlu ol er daim

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

gülümseyelim mi

7/4/2008 · Kategori: tebessum

Fikirleriniz benim için değerlidir.YORUMlarınızı bekliyorum. Gül Vurgunları

 

Hande mi yener, Funda mı arar hayır Seray sever.
Bu üçüne önce Nejat işler sonra da Ahmet çakar.
Bu geyik Celal'i Bayar, bu geyiye dayanamayan Ferhat göcer,

Yıllar sonra bunlar tarih olur, o tariHi de Gönül yazar, Mehmet okur.

Bu mesajı 10 kişiye gönderirsen dileklerin kabul olur. Buna da anca Kadir inanır

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

OYUNUM

7/1/2008 · Kategori: tebessum

Fikirleriniz benim için değerlidir.YORUMlarınızı bekliyorum. Gül Vurgunları

 

30/11/2007 TARİHİNDE YAYINLAMIŞ OLDUĞUM YAZIYA BİNAEN

OYUNUMA KATILAN BLOGCU ARKADAŞ "siyahpatya" NIN İLGİNÇ

TARİHLERE AİT ANI VEYA PLAN ŞEKLİNDEKİ CEVABINI SİZLER

İÇİN GEÇ DE OLSA YAYINLIYORUM.

 

GÖNLÜNÜZDEKİLER GERÇEK OLSUN.

GÖNLÜNÜZDEKİLERİ DE RABBİM HAYIRLI EYLESİN.

 

27/12/2007 - merhabalar

Yazan: siyahpatya

uzunca bir aradan sonra bugün merhaba demek nasib oluyor
cumalar bayramlar derken günler gelip geçiyor
her yeni güne güzel bir merhaba diyerek başlamanız temennisiyle

selam ve sevgiler

sizin bir oynunuz vardı tarihlerle alakalı olarak minik te olsa bende fikrimi belirteyim isterdim hayatımı güzel ve de hoş bir bayanla yeni bir hayata başlangıcın miladı olarak ilan etmek isterim 08/08/2008 tarihini .


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

26/1/2007 · Kategori: tebessum

Fikirleriniz benim için değerlidir.YORUMlarınızı bekliyorum. Gül Vurgunları

 

MUS'AB Ibn UMEYR (r.a)
(v.3/625 m).


Ashab-i kirâm'in ileri gelenlerinden Künyesi Ebâ Muhammed'tir. Mekke'nin zengin ailelerinden olup, yakisikli ve güzel giyinen bir gençti. Anne ve babasi onun üzerine titrerdi. Özellikle, Mekke'nin en zenginlerinden sayilan annesi, ogluna güzel elbiseler giydirir ve güzel kokular sürerdi. Mekkeliler de onu hayranlikla seyrederlerdi. Bir defasinda Hz. Peygamber de onun hakkinda söyle buyurmustu: "Mekke'de Mus'ab b. Umeyr'den daha güzel giyinen, daha yakisikli ve nimetler içinde yüzen baska bir genç görmedim" (Ibn Sa'd, et-Tabakâtü'l-Kübrâ, Beyrut 1960, III, 116).

Mus'ab, Mekke'de o günün sartlarina göre zenginlik ve ihtisam içinde yasarken, Hz. Peygamber(s.a.s)'in insanlari islâm'a davet ettigini ögrendi. Fazla vakit kaybetmeden Hz. Peygamber'e giderek iman edip müslüman oldu. O sirada Mekkeliler, müslümanlara yogun bir baski uyguladigindan, Hz. Mus'ab müslüman oldugunu ailesinden gizlemek zorunda kalmisti. Ama o, Peygamberimizi gizlice ziyaret etmeyi de ihmal etmezdi. Ne var ki Osman b. Talha, Mus'ab'in namaz kildigini görüp durumu annesi ile akrabalarina bildirmisti. Bunun üzerine akrabalari yakalayip hapsettiler. Mekke'nin bu nazli ve zengin genci için artik çile dolu zor günler baslamisti.

Habesistan'a hicret eden ilk kafileye katilincaya kadar hapiste tutulan Hz. Mus'ab, hicret imkani çikinca, dinini daha rahat bir sekilde yasayabilmek için Habesistan'a hicret etti. Habesistan dönüsünde Hz. Mus'ab'in durumu tamamen degismis ve bu nazli delikanlinin yerini, kalbi Islam ve imanla dopdolu iradesi güçlü kuvvetli, metin bir genç almisti. Annesi ondaki bu kararlilik ve metaneti görünce, üzerindeki baskisini biraz hafifletmek zorunda kaldi.

Bu sirada Birinci Akabe Beyati olmus ve Medinelilerden bir grup islâm'i kabullenmisti. Kendilerine islâm'i anlatmak ve digerlerine de teblig yapmak için Rasulullah'tan bir ögretici istediler. Hz. Peygamber de bu önemli görev için Hz. Mus'ab b. Umeyr'i görevlendirdi. Hz. Mus'ab onlara hem namaz kildiracak, hem Kur'an ögretecek, hem de diger insanlara islâm'i anlatacakti ve yeni kimseleri islâm'a davet edecekti.

Böylece Medine'ye ilk hicret eden sahabi Mus'ab b. Umeyr oluyordu. Medine'de ilk cuma namazini da Mus'ab b. Umeyr kildirdigi kaynaklarda ifade edilir (Ibn Sa'd, a.g.e., III, 118).

Bir yil sonra Mekke'ye, hac mevsiminde yaninda yetmis kisi ile gelen Mus'ab b. Umeyr, Hz. Peygamber (s.a.s)'e islâm'in Medine'deki hizli yayilisinin müjdesini verirken söyle demisti: "islâm'in girmedigi ve konusulmadigi ev kalmadi." Basta Hz. Peygamber olmak üzere bütün müslümanlar bu habere çok sevindiler. Oglunun Mekke'ye döndügünü haber alan annesi onu tekrar hapsetmek istedi. Ancak Mus'ab bütün bunlara karsi olgun bir müslüman tavrini takinarak imaninda direndi ve annesini bundan vazgeçirdi. Onun annesini islâm'a daveti bir sonuç vermedigi gibi annesi de Mus'ab'i yolundan döndürememisti.

Hz. Peygamber (s.a.s)'in yaninda iki ay kadar kalan Mus'ab b. Umeyr, Hicretten on iki gün önce Medine'ye vardi. Hz. Peygamber (s.a.s) onu Sa'd b. Ebî Vakkas (r.a) ve Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a) ile kardes ilan etmisti (Ibn Sa'd a.g.e., III, 120).

Bedir savasinda muhacirlerin sancagi onun elindeydi. "Rasûlullah'in bayraktari" olarak ün yapmisti. Uhud savasinda da sancak yine onun elindeydi. Savas esnasinda müslümanlarin geriledigini gören Mus'ab b. Umeyr, atini saga sola dogru sürüyor ve yüksek sesle su ayeti okuyordu: "Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce birçok peygamberler gelip geçmistir" (Alu imrân, 3/144). Bu ayetin Uhud gününe kadar nazil olmadigi ve o gün giderildigi rivayeti, Hz. Mus'ab'in Allah katindaki degerini ifade eder (Ibn Sa'd, a.g.e., III,120,121). Uhud Gazvesinde islâm ordusunun sancagini tasiyan Mus'ab b. Umeyr'in önce sag kolu kesildi. Hemen sancagi sol eline alarak savasa devam etti. Fakat ardindan sol eli de kesildi. Bu defa vücuduyla sancaga simsiki sarildi ve yukaridaki ayeti okumaya devam etti. Sonunda müsriklerin bir mizrak darbesiyle sehid oldu. Sancagi hemen Suveybit b. Sa'd ve Ebû'r-Rûm b. Umeyr adli sahabiler aldilar.

Hz. Mus'ab sehid olarak yerde yatarken, günün sonlarina dogru, Hz. Peygamber (s.a.s) Mus'ab'i elinde sancakla gördü ve "ileriye git ey Mus'ab!" diye emretti. Fakat o kisi geri dönerek "Ben Mus'ab degilim" deyince Hz. Peygamber onun Mus'ab kiliginda savasan Allah'in meleklerinden biri oldugunu anladi (Ibn Sa'd, a.g.e., II, 121).

Uhud savasinda Ashab-i kiram'in ileri gelenlerinden birçok kimse sehid oldu. Hz. Mus'ab b. Umeyr de sehidler arasindaydi. Hz. Peygamber (s.a.s)'in ne kadar üzüntülü oldugu yüzünden okunuyordu. Mus'ab'in mübarek na'sinin basucunda oturarak, Uhud sehidleri hakkinda nazil oldugu bildirilen su ayeti okudu: "Mü'minlerden öyle er kisiler vardir ki, Allah'a verdikleri sözde sadakat ettiler. Kimi adagini ödedi sehid oldu. Kimi de (sehid olmayi) bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla degistirmediler" (el-Ahzab 33/23). Sonra Hz. Peygamber diger sahabilere, sehidlere yaklasip selam vermelerini söyledi ve verilen selamlarin sehidler tarafindan alinacagini ifade etti (Ibn Sa'd, a.g.e., III, 121).

Hz. Mus'ab sehid edildiginde kirk yaslarinda idi. Bir zamanlar zenginlik ve refah içinde yasayan bu degerli insani kefenleyecek bir örtü dahi bulunamamisti. Hz. Peygamber, yanina geldiginde Mus'ab b. Umeyr eski bir hirkanin içinde saçlari dagilmis, vücudu ise kiliç ve mizrak darbeleriyle parçalanmis bir durumda yatiyordu. Hz. Peygamber üzüntülü bir halde sunlari söyledi: "Seni Mekke'de gördügümde, senden daha güzel giyinen, senden daha yakisikli kimse yoktu. Þimdi ise, kefen olarak sarilmis hirkadan basin disarida kaliyor." Sonra onun için de bir kabir açtilar ve o mübarek sahabiyi de Uhud sehidleri arasina defnettiler.

Allah yolunda canini feda eden bu aziz sehid sahabi için Ashab-i Kiram'dan Habbab (r.a) sunlari anlatiyor: "Biz Hz. Peygamberle birlikte Medine'ye yalniz Allah rizasi için hicret ettik. Artik mükâfatini Allah'tan bekleriz. Arkadaslarimiz arasinda bu nimetlerden tatmadan âhirete gidenler vardir ki Mus'ab b. Umeyr bunlardan biridir. O Uhud günü sehid olmustu da, kendisini saracak bir kefen dahi bulamamistik. Yalniz sehidin bir kaftanini bulmus ve bu aziz sehidi ona sarmaya çalismistik. Ancak basini örterken ayaklari açiliyor, ayaklarini kapatirken de basi açiga çikiyordu. Bu yoksulluk karsisinda Hz. Peygamber bize sehidin basini örtmemizi ve ayaklarinin üstüne de izhîr denilen kokulu ottan koymamizi emretti" (Buharî, Cenâiz 27; Ibn Sa'd, a.g.e., III, 121).

Mehmet Emin AY
Kaynak: Sâmil Islam ansiklopedisi

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

şaka

9/1/2007 · Kategori: tebessum

Fikirleriniz benim için değerlidir.YORUMlarınızı bekliyorum. Gül Vurgunları

 
 

"Evet, ben de şaka yaparım, fakat şaka yaparken bile sadece hakikati söylerim."

Hz. Muhammed Mustafa SAV

 
 

 

Yaşlı Kadınlar Cennete Girmeyecek

 

Hz. Hasan rivayet ediyor:

Bir Gün Resûlallâha yalı bir kadı geldi ve:

"Ya resulallah, beni cennete koyması için Allah'a dua et" dedi. Peygamberimiz de :

"Ey falanın annesi, yaşlı kadınlar Cennete girmeyecek" buyurunca kadın ağlayarak oradan ayrıldı. Resulullah (a.s.m.) sözündeki inceliği şu açıklamasıyla daha da anlaşılır yaptılar:

"Ona haber verin, yaşlı kadınlar böyle yaşlı olarak Cennete girmeyecek, genç olarak otuz üç yaşında girecekler"

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

gülümseyelim mi

1/12/2006 · Kategori: tebessum

Fikirleriniz benim için değerlidir.YORUMlarınızı bekliyorum. Gül Vurgunları

 

FIKRALAR....

Trafik memurları bir gün, trafik kontrolü yapıyorlarmış. Karşıdan gelen Temel ile Fadime’yi gören komiser hemen arabayı durdurmuş. Ikisini de emniyetkemeri takılmış görünce,

- Ya beyefendi bu gün yaptığımız kontrolde tek emniyet kemerini takan çift sizsiniz, bu yüzden size 500 milyon ödül veriyoruz der. "Ama merak ettik bu parayla ne yapacaksınız. Temel sevinçle

- "Ne yapacağim hemen gidip kendime bir ehliyet alacağum der. Komiser şaşkın şaşkın

- "Ne ehliyetiniz yok mu der, Fadime olayı toparlamak için, kusura bakmayın memur bey Temel içince ne dediğini bilmez” der. Komiser daha da şaşkınlıkla

- "Ne bir de içkili misiniz diye haykırır.

Arkadan yaşlı adam öne atılır ve
- "Ben demiş idum çalıntı arabayla yola çıkmayalum başumuza bi iş gelir diye. Komiser neye uğradığını şaşırmışken, bagajdan atlayan idris te koşa koşa gelerek

- "Ne oldi geçtuk mi sınırı"der.

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

gülümseyelim mi

25/11/2006 · Kategori: tebessum

Fikirleriniz benim için değerlidir.YORUMlarınızı bekliyorum. Gül Vurgunları

 

BUSH ve ŞOFÖRÜ

Başkan Bush'un yeni talimatı:

- Üzerinde resmim olan pul bastırdım, bundan böyle başkanlığın bütün mektuplarında bu pullar kullanılacak.

Bir süre sonra görülmüş ki pullar zarfa bir türlü yapışmıyor.

Başkan Bush küplere binmiş ve yetkilileri çağırıp sormuş;

- Üstünde resmim olan pullar yapışmıyor, arkalarına zamk sürmediniz mi?

- Sürdük efendim, demiş yetkili ve eklemiş;

- Yapışmamasının nedeni, herkesin pulun arka yüzüne değil de ön yüzüne tükürmesi efendim..."

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!